İtfaiyecilik Haftası Etkinliği 2012

İSTANBUL - 28 Eylül Cuma günü Sait Halim Paşa Yalısı’nda "Endüstriyel Tesislerde Yangına İlk Müdahalenin Önemi" konulu bir panel düzenledi.
Yangından Korunma Haftası’nda düzenlenen panel, Securitas Türkiye yöneticilerini, iş ortakları ve basın mensuplarıyla bir araya getirdi. Panelde tüm yönleriyle masaya yatırılan endüstriyel tesislerde yangına ilk müdahale konusu, tesislerin iş sürekliliğinin sağlanması açısından önem teşkil eden bir unsur olarak ele alındı.
Securitas Almanya İtfaiye ve Yangın Hizmetleri Bölüm Yöneticisi Axel Leyendecker’ın, Securitas’ın yangına ilk müdahale ve itfaiye hizmeti alanında dünyada sürdürmekte olduğu uygulamalardan bahsettiği panelde, Ford Otosan Yangın Güvenliği ve Acil Durum Koordinasyon Ekip Lideri Ahmet Sertkan ile Securitas Türkiye Şube Müdürü Cenk Bakırtel de konuşmacı olarak katılımcılara seslendi.
Axel Leyendecker Panel sonrasında konuya ilişkin görüşlerini dile getiren Securitas Türkiye Ülke Müdürü Murat Kösereisoğlu, Securitas’ın global anlamda endüstriyel tesislerde yangına ilk müdahale alanında kayda değer bir deneyimi bulunduğunu belirterek, "Biz de Securitas Türkiye olarak bu alanda faaliyete geçmek üzere hazırlıklarımızı hız kesmeden sürdürüyoruz; iş ortaklarımız nezdinde endüstriyel tesislerde yangına ilk müdahalenin önemi konusunda farkındalık yaratmayı çok önemsiyoruz. Bilgilerimizi iş ortaklarımıza aktarmak amacıyla düzenlediğimiz bu panelin, endüstriyel tesis sahiplerine yeni bir bakış açısı kazandıracağına inanıyoruz" dedi. Securitas Türkiye’nin "endüstriyel tesislerde yangına ilk müdahale" alanında harekete geçen ilk özel güvenlik firması olduğuna da dikkat çeken Kösereisoğlu, katılımcıların yoğun bir içerikle karşılaştığı paneli, bu doğrultuda atılmış önemli bir bilinçlendirme girişimi olarak gördüklerini de sözlerine ekledi.
Endüstriyel tesislerin güvenliğinde iş sürekliliğinin korunması şart. Panelde söz alan uzmanlar endüstriyel tesislerde çıkan yangınların ilk 5 dakikada kontrol altına alınmasının hayati önem taşıdığına dikkat çekerken, yangının büyümesini engellemek içinse en geç ilk 10 dakika içinde müdahale edilmesi gerektiğinin altını çizdi. Panelde, erken müdahalenin, endüstriyel tesislerde çıkan yangınlarda can kaybının önlenmesi başta olmak üzere işletmelerin iş sürekliliğinin korunması ve maddi kaybın önlenmesi gibi birçok getirisi olduğuna vurgu yapıldı. Endüstriyel tesislerdeki güvenlik anlayışı iş sürekliliğinin sağlanması üzerine kurulu olduğu için, yangına erken müdahale edilebilmesi halinde söz konusu tesisin üretime ara vermesi önlenmiş oluyor. Erken müdahale aynı zamanda yangının vereceği yapısal hasarın minimumda kalmasını sağlarken, yangını söndürmek için gerek duyulan malzemelerden tasarruf edilmesini mümkün kılarak maddi zararı da azaltıyor. Yangın büyümeden kontrol altına alındığı takdirde toprak, hava ve su kirliliğinin de önüne geçilmiş oluyor. Bu gibi dolaylı etkenler, şirketin olası bir kriz durumuyla karşı karşıya kalma ihtimalini de ortadan kaldırarak prestij kaybı yaşanmasını engelliyor.
Devamını okuyun...>>

1917 HAYDARPAŞA GAR YANGINI

1917 HAYDARPAŞA

2010 HAYDARPAŞA


Bazı binalar şansızlığından yangınlarla şavaşır. Bazı binaların sonu yangınlar yüzündendir.

Haydarpaşa Tren İstasyonu Tarihinde bir kez daha yakalanmış idi yangına..

6 Eylül 1917 günü Filistin Cephesine gönderilecek cephaneleri taşıyan tren büyük bir gürültüyle infilak etti. Öyle büyük bir patlamaydı ki Kadıköy Çarşısına şarapnel yağmıştı. Esnaf ve alışveriş yapanlar kaçışarak kapalı mekanlara kendilerini zor attılar. Kargaşa ve panikten ezilerek yaralananlar oldu.

Patlama o kadar büyüktü ki Haydarpaşa’ya hayli uzak Kuşdili Çayırında, sevgilisiyle dolaşan Dimitri yüzüne isabet eden bir mermiyle yaralandı.

Patlamaların yaşandığı Haydarpaşa Garının depolorında durum çok kötüydü. Burada ve gar içinde bulunan yüzlerce insan ölmüştü…

Patlamanın sebebi bulunamadı fakat birçok rivayet ortaya atıldı. Bir İngiliz uçağının bombardıman yaptığı, bir denizaltını Çanakkale’yi geçerek Haydarpaşa’yı vurduğu yada bir İngiliz ajanının sabotajı…




6 Eylül 1917 günü saatler 16.30

İmparatorluk başkenti İstanbul'da büyük korku ve dehşet yaratan, yüzlerce insanın ölümüne yol açan olay, 6 Eylül 1917 günü yaşandı. Saatler 16.30'u gösterirken, kentin Anadolu yakasındaki büyük patlamayla birlikte, toprak sarsıldı, kimi yerlerde binaların camları kırıldı, sokaklardaki insanlar, korku içinde, kaçacak yer aramaya başladılar. Hemen herkesin zihninde aynı soru şekilleniyordu:
Neydi bu patlama?..




Birinci Dünya Savaşı'nın tüm hızıyla sürdüğü günlerdi. O sıralarda İngiliz savaş uçakları, sık sık İstanbul semalarında beliriyor, birkaç yere bomba attıktan sonra uzaklaşıp gidiyorlardı. Bu nedenle, önce patlamanın İngiliz uçaklarının attığı bombalardan kaynaklandığı sanıldı.

İkinci patlama

Ama ilkinden 7 saniye sonra duyulan ikinci bir patlama, ortalığı yeniden sarstı ve bunu, daha küçük çapta infilaklar izledi. Biraz cesaretlenip sahillere çıkanlar, gördükleri manzara karşısında dona kaldılar.
Haydarpaşa alev alev yanıyor, her patlamayla birlikte, çevreye taş ve toz bulutu yağıyordu. Binaya ayrı bir güzellik katan sivri kuleleri uçmuş, çatısından yükselen alevler aç bir canavar gibi önüne gelen yeri tutmaya başlamıştı.
Haydarpaşa, cehennemi yaşıyordu


Haydarpaşa garında patlamaların olduğu depolar bölümü

O dakikalarda Haydarpaşa, cehennemi yaşıyordu. Patlamayla birlikte garda, Suriye Cephesi'ne, Dördüncü Ordu'ya asker, silah ve cephane götürmek üzere harekete hazır bekleyen bir trenle, yolcu dolu bir banliyö treni de ateş almış; peronlar, alevlerin arasında kendilerini can havliyle dışarı atmaya çalışan insanlarla dolmuştu.
Cephane stoklarının peş peşe infilakı, her geçen dakika, ölü sayısını artırıyordu. Yangın iyice yayılmış; ambarları, silo ve diğer küçük binaları da etkisi altına almıştı.

Korkunç bilanço

Yangın kontrol altına alındıktan sonra facianın bilançosu da ortaya çıktı.
Olay sırasında, biri banliyö treni, diğeri asker dolu iki tren, içindekilerle birlikte yanmış, aralarında gar personelinin de bulunduğu çok sayıda insan da ölmüştü, İstasyon, yakınlarından bir haber alabilmek ya da yakınlarının cesetlerini bulabilmek için, İstanbul'un dört bir yanından gelenlerle dolup taşıyordu.

Gazetelere sansür

Ölü sayısı belli değildi, bini aştığı söyleniyordu. Ama bu rakam hiçbir zaman açıklanmadı. İktidardaki İttihat ve Terakki Hükümeti, gazetelere sansür koymuş, hükümetin yayın organı Tanin birkaç satırlık resmi bir tebliğle yetinmişti.

Patlayan trendeki cephanelerin kanal harekatındaki Türk-Alman ordusuna ulaşmaması nedeniyle Filistin cephesinin zor durumda kaldığı bir gerçekti.

Savaş yıllarında yaşanan yokluk ve idari boşluklar sebebiyle Haydarpaşa Garının patlamalar sonucu zarar gören çatısı yaptırılamamıştı.

Nihayet 1927 yılında yapılan bir proje yarışmasıyla Haydarpaşa garının çatısının nasıl olması gerektiğine karar verilecekti. Mimar Kemalettin ve Mimar Nihat Bey’in projeleri beğenilmiş yarışmada birinci olan Nihat Bey’in projesinin uygulanasına karar verilmişti. Ama ne olduysa 1930 yılında bu projeden vazgeçilerek yapı orjinal çatısı biraz alçaltılarak uygulanmıştı. Onarım 1933 yılında sona erdi.

AHMET SERTKAN
YANGIN UZMANI



Devamını okuyun...>>

TÜPLÜ SOLUNUM CİHAZLARI




HAVA TÜPLÜ SOLUNUM CİHAZLARI

Her insanın yaşamak için yeterli oksijene ihtiyacı vardır. Eğer insanlar 4-5 dakika süre ili oksijen almazlarsa ölürler. Normal hayatta insanlar için solunum problemi olmadığı halde, itfaiyeciler için yangın olaylarında durum farklıdır. Çünkü yangın çıkan yerlerde oksijen eksikliği ve zehirli gazlar bulunmaktadır. Bu sebeple itfaiyeciler için solunumda korunmanın çok önemli bir anlamı vardır.

1.SOLUNUM : İnsanların solunum yaptıkları hava aşağıda verilen değerlerdeki gazlardan oluşur.
%78 Azot
%21 Oksijen
%0.04 Karbondioksit
Geri kalanlar ise muhtelif gazlardır.
Bu karışımdaki hava solunduğunda ısınır. Su buharı ile birleşir ve aşağıda belirtilen değişikliğe uğrar.
%74 Azot
%19.6 Oksijen
%0.03 Karbondioksit
%6.1 Su Buharı
Geri kalanlar ise muhtelif gazlardır.
İnsanlar solunum yaparken nefes aldıklarında havadan bir miktar oksijen akciğerler üzerinden kana karışır. Nefes verdiklerinde ise kandan bir miktar karbondioksit çıkarıp dışarı verirler.
İnsanların solunum yaparken dışarı verdikleri havanın karışımı yaklaşık olarak aşağıda belirtilen miktarlardaki gazlardan oluşur.
%74.7 Azot
%15 Oksijen
%3.8 Karbondioksit
%6.1 Su buharı
Geri kalanlar ise muhtelif gazlardır. Vücudumuzda kalan oksijen ise insanların aldıkları besinlerin yanması için gereklidir. Bu suretle vücudumuzda normal kas faaliyetlerimiz için gerekli enerji üretilmiş olur. Bunun dışında vücudumuzun diğer fonksiyonları için de çeşitli besinlere ihtiyacı vardır.
İnsanın normal solunum yapabilmesi için solunum yapılan ortamdaki havada en az %14-15oranında oksijen bulunması gereklidir. Havada bulunan çoğu yanıcı gazların yanması için çok belirgin şekilde düşük değerdeki oksijen yeterlidir. Buradan anlaşıldığı gibi bir yangında her zaman oksijen bulunmaktadır. Ama ne yazık ki insanların solunum olayları için yeterli değildir.

2.SOLUNUM CİHAZLARI : Solunum cihazlarının çok çeşitli türleri vardır.İtfaiyede kullanılan; İtfaiyeciler için en uygun olan ve kullanılan cihazlar, taze havayı basınç altında tutan depolu cihazlardır.(Tüplü Cihazlar)

Bu cihazların iki çeşidi vardır.
a) 200 bar basınç altında içinde 4 litre hava bulunan iki tüplü cihazlar
b) 300 bar basınç altında içinde 6 litre hava bulunan tek tüplü cihazlar (Genelde kullanılan ve ağırlığı 12 kg.olan tüpler)

2.1.1 Fiziksel Özellikler
Gazları basınç altında sıkıştırarak normal atmosferde kapladığı hacimden daha küçük hacimlerde depolayabiliriz. Deniz seviyesinde normal hava basıncı 1 bardır. 1 litre havayı 2 bar basınçla sıkıştırırsak hacmi ikiye bölünür yani yarıya düşer. 10 bar basınçta sıkıştırırsak hacmi 1/10 olur. Eğer sıkıştırma işlemi 200 bar ile yapılırsa hacim 1/200 olur. Hacmi 6 litre olan bir hava tüpüne (Basınç değeri 1 bar olan) normal havayı 300 bar basınç altında doldurursak bu tüpe 1800 lt. teneffüse elverişli hava depolamış oluruz. Bunun hesabını tüpün hacmi ile tüpe doldururken kullandığımız basınç değerini çarparak yaparız. 6x300=1800 lt. örneğinde olduğu gibi.

2.1.2 Fizyolojik Özellikler:
İnsanların solunum yaparken harcadıkları hava insandan insana değişebileceği gibi yaptıkları işe göre de değişir. Genel olarak insanlar yaptıkları işe göre aşağıdaki değerlerde hava teneffüs ederler.
Yatakta yatarken 6 lt/dk
Otururken 8-10 lt./dk.
Yürürken 14 lt/dk.
Hızlı yürürken 20-30 lt/dk.
Hafif iş yaparken 30-40 lt/dk.
Ağır iş yaparken 40-50 lt.dk.
Çok ağır bir işte 65-100 lt/dk.

Bunu bir örnek vererek açıklayacak olursak: Diyelim ki: içinde 1800 lt. hava bulunan tek tüplü bir cihazla çalışıyoruz ve yaptığımız iş süresince 360 lt. havayı kullandık tüpte 1800-360=1440 lt. hava kalmış olur.Çok zor bir iş yaptığımızı kabul edersek dakikada 50lt. hava tükettiğimize göre aynı tüple bu işte 29 dakika çalışacak hava vardır.

2.1.3 Maske:
Kafa formu iyi otursun diye maske elastiki bir malzemeden yapılmıştır. Dış kenarı conta özelliğindedir. Maskenin camı, geniş bir görüş açısına sahip olup, aynı zamanda gözleri sıcaktan ve dış etkenlerden korur. Küçük iç maskenin ise iki görevi vardır.
a)Solunum yaparken verdiğimiz hava genelde nemlidir. Küçük iç maske bu nemli havayı dışarı verir ve camın buharlaşmasını önler.
b) Solunum yaparken verdiğimiz ve içindeki oksijen oranı düşük olan havanın maske odasında kalmasını önler.
Maskenin önünde iki ventil vardır. Bunlardan biri nefes verdiğimizde diğeri nefes aldığımızda devreye girer. Nefes verdiğimizde devreye giren ventil maskenin ön alt kısmında bulunur ve bu ventil, bir ventil kaidesi (oturacağı) ve conta kapağından oluşur. Nefes verdiğimizde conta kapağı açılarak verdiğimiz havayı serbest ortama atar.
Nefes aldığımızda devreye giren ventil ise yine maskenin ön tarafında fakat diğer ventilin üzerindedir.
Bu ventil diğer conta kapağı oturacağına sıkıca yapışarak kapanır ve tüpü kullananın kolayca nefes almasını sağlayacak şekilde tüpteki hava yolunu açık tutar. Ayrıca yine maskenin önünde nefes alma ventili üzerinde mevcut olan bir çıkış zar şeklindeki bir diyaframla kapalı olup, ses dalgalarını geçiren bu diyafram hava geçirmez. Bu sistemle taşıyıcının konuşmasını sağlamaya yarar.

2.1.4 Solunum Cihazı: Üç bölümden oluşur. Taşıma çerçevesi,Taşıma bağı ve sırtlıktan oluşur.
Sırtlık cihazı kullanana sadece taşıma kolaylığı sağlamakla kalmaz aynı zamanda basınçlı tüplerin kullanıldıkları zaman soğuması özelliğinden dolayı tüpte meydana soğukluktan da korur.
Taşıma çerçevesinde, emniyet ventili, basınç düşürme sübabı ile ikaz düdüğü bulunmaktadır.
Basınç düşürme ventili bir yüksek basınç hortumu ile basınç gösterge saatine bağlantılıdır. Tüpün valfı açıldığı zaman basınç gösterge saati tüpteki basıncı gösterir.
Basınç gösterge saati altına orta basınç Hortumu takılı olup, bu hortum akciğer otomatiğine bağlıdır. Cihazdaki akciğer otomatiği, tüp içindeki yüksek ve orta basınçtaki havayı insanların teneffüsüne
elverişli olan 1 bar değerine düşürmeye yarar. Orta basıncın değeri, cihazdan cihaza 4,5 bar’dan 5 bar’a kadar değişir. Orta basınç sistemi Emniyet sübabı tarafından korunmaktadır. Bu sübap, 8-10 bar arası açılır.Cihazdaki ikaz düdüğü, cihazın tipine göre tüp içindeki basınç 50-60 bara düştüğü zaman taşıyıcıya uyarı sesi vermeye başlar.Bu uyarı sesi 5-8 dakika kadardır. Bu süre içerisinde tüp taşıyıcısı müdahale yerinin elverişsiz ortamını hemen terk etmeli, normal solunuma elverişli, sağlığına tehlikeli olmayacak şekilde tüpü emniyetle çıkarabileceği yere dönmelidir.


2.2 Cihazın kontrolü ve takılması:
1- Tüp valfinin açılması, reMaskenin boyun askısının takılması
2- Maskenin kafaya geçirilmesi, aynı zamanda üst ve yan şakak bağlarının sıkılması
3- Alt şakak bağlarının aynı aynda sıkılması
4- Baş bağının sıkılması
5- Nefes alma ventilini avuç içi ile kapatarak maskenin yüze tam oturup oturmadığının,kenarlarından hava alıp almadığını kontrol etmek.Nefes alma ventili elle kapatılıp nefes alarak yapılan kontrolde maske de hava almazsa maskeyi hatasız taktık demektir.
6- Cihaz tipine göre tüp valfinin sonuna kadar açılması,
7- Tüp basıncının basınç göstergesinden(manometre) kontrol edilmesi
8- Tüplerin kapatılması ve akciğer otomatiği vasıtasıyla basınç düşüşünün kontrol edilmesi.
9- Tüplerin açılması ve cihazların takılması
10- Omuz ve karın kayışlarının sıkı biri şekilde bağlanması
11- Akciğer otomatiğinin nefes alma ventiline takılması
12- Bu işlemler sonucunda taşıyıcı müdahaleye hazır bir durumdadır.

Solunum Cihazının Kullanılmasında uyulacak esaslar:
1- Solunum cihazlarının her zaman müdahale yerinde değil, tehlike bölgesi dışında normal solunuma elverişli ortamda takılması gerekir.
2- Solunum cihazı taşıyıcıları tek tek değil ikili ve daha çok ekip olarak çalışmalıdır !

Temiz hava solunum bakımı ve kontrolleri :

Donanımı tam olan solunum cihazı tam bir koruma sağlamak amacı ile İtfaiye çalışanları ve devamlı surette kullanan personeller için her kullanım öncesinde ve sonrasında kontrol edilmelidir.Gönüllü kuruluşlar ve cihazı devamlı kullanmayan kurumlar periyodik muayeneleri haricinde her kullanımdan sonra ve düzenli eğitim dersleri sırasında kontrol etmelidir.
Tüplü solunum cihazları çeşitli firmalar tarafından üretilmişlerdir fakat işleyiş düzenleri genel olarak aynıdır.
Cihazda Kontrol edilmesi gerekenlerin listesi
• Kontrol çizelgesi düzenlenmeli
• Her 3 ayda bir ekipman servis dışı bırakılıp valflari,basınç regülatörlerini,göstergelerini,teçhizatı,silindiri,maskeyi kontrol edin;
• SCBA kullanıma hazırlama sırası;tam takılı aparatın öncelikle silindir vanasını açın daha sonra regülatörün valfini açın ve yüz maskesini yüzünüze takın.
Sökerken de bu uygulamanın tam tersini yapın; maskeyi yüzünden çıkar,valfini kapa,silindirin vanasını kapat.
Bu esnada hortumda hava kalacaktır.Bu havayı yüz maskesindeki valfi tekrar açarak dışarı çıkartabilirsiniz.
• Silindirin en az %90 dolu olmalıdır.
• Tüm göstergelerinin çalıştığını kontrol edin,
• Silindirin ve sırtlığın göstergeleri arasında fark olmamasına dikkat edin.(fark olması göstergelerde arıza olduğunun belirtisidir.)
• Düşük basınç alarmının çalışıp çalışmadığını kontrol edin
• Silindirin valfi açıldığında alarm kısaca çalmalı ve basınç serbest kaldığında tekrar duyulmalıdır.
• Tüm hortum bağlantıları sıkı ve sızdırmaz olmalıdır.
• Yüz maskesi iyi durumda ve temiz olmalıdır.
• Teçhizat sistemi iyi durumda olmalı ve kayışlar tam açılmış olmalıdır.
• Kayışlarda ve sıkma kemerlerinde yırtılma ve sökükler onarılmalıdır.
• Bay pass ve ana hat valfleri hizmete hazır durumda olmalıdır.Bay pass valfini kontrol ettikten sonra tamamen kapatınız.
• Kullanıldıktan sonra hemen steril olarak temizleyin.Temizlenmeyen kısımlar arızaya sebep verebilir.
• Kullanım dolayısıyla cihazlar çeşitli pis ortamlara girmektedirler bu yüzden iyi temizlemeyen cihazlarda istenmeyen kokular oluşabilmektedir.
• Özellikle maske iyi temizlenmelidir.Maskeyi sizden başka biriside kullana bileceği göz önüne alındığında(mikrop bulaştırma açısından ) bu uygulamanın hassasiyeti daha da artmaktadır.
• Silindirin içerisinde az havanın olması aletin mekanizmalarına tamamen olmasa da kısmen zarar verebilir.
• Yüz maskesini,içerisinde mikrop öldürücü plastiklere zarar vermeyen temizleyici madde bulunan ılık suda bekletip yıkanmalı daha sonra temiz ılık suyla durulanmalıdır.
• Nefes alma valfi içerisine ( Akciğer Otomatiği ) su kaçırmamaya dikkat edilmelidir.
• Yüz maskesindeki koruyucu lensin çizilmemesine dikkat edilmelidir.Yumuşak,çizmeyen,pamuklu bezle silinmelidir.Burada dikkat edilmesi gereken bezin yüzeyi çizecek sertlikte olmaması ve pamukçuk bırakmamasıdır.
• Maskeleri çok kullanıcı varsa aslolan her kullanıcıya bir maske verilmesidir.
• Herkesin maskeleri ayrı ayrı olsa da temizlikleri aksatılmamalıdır.
• Yüz maskesini test esnasında;hortum bağlantısının(Düşük basınç hortumu) ucunu baş parmağınızla tıkayarak ağzınızdan gelen havanın nasıl geldiğini kontrol edin.Bu sayede maske ,hortum ve nefes verme valfini kontrol etmiş olursunuz.
• Düşük basınç hortumunu regülatöre takın ve regülatörün performansını kontrol etmiş olun,
• Derin ve hızlı nefes alarak kontrolü tamamlayın,
• Eğer yavaş nefes alırken klakson gibi ses duyarsanız,bu sesi hızlı nefes alarak durdurabilirsiniz.Ses körüklerin titreşiminden kaynaklanmaktadır ve regülatörün performansını ya da güvenliğini kesinlikle etkilemez.Eğer regülatörlerden sürekli ses gelirse Yetkili teknisyeni arayınız.
• Her 2.5 yılda bir regülatör,hortumu ile beraber test edilmelidir.Bu işlem yetkili firma tarafından yapılmalıdır.(Not ;Biz bu işlemi itfaiyede gözle ve elle muayene ederek kendimiz yapıyoruz.Bu işlem işletmelerde cihaz fazla kullanılmadığından uzun süre yapılmaya biliyor.)
• Yukarıda bahsedilen çizelgeye silindirin kontrol tarihini ve üretim tarihini de işleyin.Silindirler çelik ve alüminyumsa 5 yılda bir,kompozit silindirlerse 3 yılda bir yapılmalıdır.(USA Ulaştırma Bakanlığı koşulları)
• Silindirlerin darbe görüp görmediğini kontrol edin.Ezilmiş,delinmiş,darbe görmüş silindirleri asla doluma göndermeyin. Silindirleri servise yada teste gönderirken mutlaka boş gönderiniz.

Devamını okuyun...>>

Seyyar uzatmalı elektrik kablo yangın önlemi



TÜM KABLO MAKARALARINDA KULLANIM İÇİN UYARI YAZISI BULUNMALIDIR.



İNSANLARIMIZ FAZLA DİKKAT ETMEZ VE BİLMEZLER AMA;
KABLO SARMA MAKARASI ÜZERİNDE KABLO BIRAKMANIN YANGIN RİSKİ BULUNMAKTADIR.

uzun veya kısa mesafeler alan kablolardaki spiral/helikal dönmeler de kablonun üzerinde bir bobin etkisi yapar ve bu bobinin de bir indüktansı vardır.
Bu nedenle Rulo halinde kulanılan kablolar bobin gibi manyetik alan meydana getirirler ve ısınırlar. Ayrıca fazladan enerji harcarlar. bu nedenlerden ötürü kablolanın açık serilerek kulanılmasında büyük yarar vardır.



Sarılı halde kullanılan elektrik kabloları, içlerinden elektrik akımı geçtiği zaman elektromanyetik alan oluştururlar. Bu alan, bir arada bulunan kabloların ısınmasına yol açar. Kablolar sarılı durumda olduğu için, oluşan ısı uzaklaşamaz, artmaya devam eder. Oluşan yüksek ısı, bir noktadan sonra kabloların yalıtkan malzemesinin erimesine yol açar. Bu durum, ciddi bir yangın riski yaratmaktadır.






Devamını okuyun...>>


BİNALARDA ISI iZALASYONU KÖKENLİ YANGINLAR VE ALINMASI GEREKEN YANGIN EMNİYETİ ÖNLEMLERİ.
Günümüzde yangınlar ile mücadelede binaların tasarımı sırasında alınarak uygulanan önlemlerin payı yadsınamaz derecede büyüktür.Yapılarda yangın yayılımını engellemek, yangınların yayılım hızını azaltmak için, kullanılacak yapı malzemelerinin standartlara uygunluğu, standart malzeme kullanımının zorunluluğu can, mal, ve yangın güvenliği açısından temel basamak olarak kabul edilmektedir. Yurdumuzda maalesef kök neden araştırması yeterince yapılmadığından yapı malzemelerinden kaynaklı yeterli istatistikler yoktur. İstanbul Büyükşehir Belediye İtfaiyesinin 2011 yılının ilk çeyreğinde açıkladığı yangın sayısı 6466 olarak belirtilmiştir. Bu yangınların 2839 u yani % 44 ünü bina yangınları oluşturmaktadır. Ülkemizde ortalama her yıl seksen bin yangın olayı meydana gelmekte ve bu yangınların otuzaltı binden fazlasını bina yangınları oluşturmaktadır. İzalasyon kaynaklı yangınlar ise bina yangınlarında başlangıç yangınları olarak büyük önem taşımaktadır.

Mantolama ve izalasyonda yanmaz malzeme kullanmayı öğrenmeliyiz.

Hatalı seçimden ve yetersiz önlem almaktan kaynaklı bu tür yapı izalatörlerinden kaynaklanan yangınlar ; Tarihi mirasımızı, milli servetimizi ve insanlarımızı kaybetmemize neden olmaktadır. Uluslararası arenada ise Yurdumuz açısından çok büyük prestij kaybedilmektedir. Kolay yanıcı kolay alev alan yapı izalasyon malzemelerinin son günlerde ülkemizde çok fazla kullanılmakta olması ise yeni yangınlara davetiye çıkarılmakta ve yangınların hasar derecelerini arttırmaktadır.
Binalarda ısı yalıtımı14/6/2000 Bayındırlık ve İskan Bakanlığının Binalarda Isı Yalıtımı Yönetmeliği ve Mayıs 2008 TSE de kabul edlen TS 825 “Binalarda Isı Yalıtım Kuralları” standardı ile ivme kazanmıştır. TS 825 “Binalarda Isı Yalıtım Kuralları” standardı şöyle der. Bu standard aşağıda belirtilen binalarda uygulanır:
- Konutlar,
- Yönetim binaları,
- İş ve hizmet binaları,
- Otel, motel ve lokantalar,
- Öğretim binaları,
- Tiyatro ve konser salonları,
- Kışlalar,
- Ceza ve tutuk evleri,
- Müze ve galeriler,
- Hava limanları,
- Hastaneler,
- Yüzme havuzları,
- İmalât ve atölye mahalleri,
- Genel kullanım amaçları dolayısıyla iç sıcaklıkları asgari 15°C olacak şekilde ısıtılan iş yerleri ile endüstri ve sanayi binaları,
- Yukarıda belirtilen amaçların birkaçına yönelik olarak veya bunlara benzer amaçlar için kullanılan binalar.
Ülkemizde son zamanlarda Isı – ses – su - duman yalıtımı maalesef bilimsel yöntemler kullanılarak uygulanmamaktadır. Yalıtım malzemesinin ucuz ve kolay işlenir olması tercih edilmekte; aşırı yanıcı maddeler bu nedenle yalıtım işlerinde kullanılmaktadır. Uygulamalarda, mantolama işlerinde hammaddesi petrol türevleri olan kolay yanıcı olan polistran, poliüretan, polietilen, strafor, kauçuk ve petrol türevleri olan membranlar, şıngıllar yangınların kolayca çıkmasını ve hızla büyümesini sağlamaktadırlar. Bu ürünlerin yangın güvenliği açısından kullanımlarına sınırlama ve yasak getirilmesi çok önemli bir konu ve sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır. Bununla beraber binalarda yapılacak bakım onarım ve tadilat sırasında bina yöneticileri ile yönetmelikçe görevlendirilen bina yangın sorumlularının sıcak işlemler için kontrol mekanizmasını çalıştırmaları da en önemli yangın önlemlerinin başında yer almaktadır. Sıcak işlem prosedürünün yönetilmesi sayesinde de yangın zararlarının azaltılmasında ve önlenmesinde çok önemli başarılar kazanacağımız aşikardır.
Binaların yangından korunması hakkındaki yönetmelik, Binalarda Kullanılacak Yapı Malzemelerini şöyle açıklar.
MADDE 29- (1) Yapı malzemeleri; bina ve diğer inşaat işleri de dâhil olmak üzere, bütün yapı işlerinde kalıcı olarak kullanılmak amacı ile üretilen bütün malzemeleri ifade eder.
(2) Yangına karşı güvenlik bakımından, kolay alevlenen yapı malzemelerinin inşaatta kullanılmasına müsaade edilmez. Kolay alevlenen yapı malzemeleri, ancak, bir kompozit içinde normal alevlenen malzemeye dönüştürülerek kullanılabilir.
(3) Duvarlarda iç kaplamalar ile ısı ve ses yalıtımları; en az normal alevlenici, yüksek binalarda ve kapasitesi 100 kişiden fazla olan sinema, tiyatro, konferans ve düğün salonu gibi yerlerde ise en az zor alevlenici malzemeden yapılır. Dış kaplamalar, 2 kata kadar olan binalarda en az normal alevlenici, yüksek bina sınıfına girmeyen binalarda zor alevlenici ve yüksek binalarda ise zor yanıcı malzemeden yapılır.
(4) Yüksek binalarda ıslak hacimlerden geçen branşman boruları hariç olmak üzere, 70 mm’den daha büyük çaplı tesisat borularının en az zor alevlenici malzemeden olması gerekir.

Şekil 1. Isı Yalıtım Malzemeleri ve Kullanıldığı Yerler

Foto 1. Lüks rezidansta dış izolasyon tamiratı sırasında çıkan yangın büyük hasara neden oldu.

Foto 2 . Tıp Fakültesi Hastanesi'nde çıkan yangının, çatıdaki izolasyon çalışması sırasında çıktığı öğrenildi

Foto 3. SABOTAJ MI ?
İTÜ Makine Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Abdurrahman Kılıç, tarihi bina yangınlarının genellikle restorasyon sırasında çıktığına dikkat çekerek, şunları söyledi: “Bu binalarda restorasyon öncesinde önlem almak gerekir. Bu önlemi almamak en büyük sabotajdır. Ahşap çatılarda alevli aletler kullanılmamalı. Her işçinin yanında söndürme cihazı bulunmalı.”

Foto.4 çatıda ısı ve su yalıtımında sıngıl yapıştırmayı pürmüzle yapan bir çalışan. Pürmüzü birkaç saniye fazla tuttuğunda ise yaptığı tüm çatı yanıyor.

Foto.5 Çatı içi sprey poliüretan ile doldurulmuş durumda, yanmak için bacadan bir kıvılcım bekliyor.
Yurdumuzda aslında standardı da yönetmeliğide olan bir çok işte olduğu gibi ekonomik kaygılar ile ucuza mal edilmek istenen hemen her işte olduğu gibi ısı izalasyonu – mantolama işinde de en ucuz malzeme maalesef en yanıcı olanlı ve zarar verenidir. İşin ihalesinde en düşük fiyat verenin kazandığı, uygulama standart malzemelerinin belirlenmediği bu ortamda felaketler kaçınılmaz olacaktır. Bunun yanısıra denetim eksikliklerinin olması ise felaketlerin oluşumuna davetiye çıkarmaktadır. Yeni yapılarda yapı denetimi şirketlerinin kontrolü sayesinde ısı izalasyon maddeleri zor alev alır ve normal alev alır yanıcılık sınıfından izalatörlerden seçilmektedir. Şu an yurdumuzda ekonomik kazanç sağlayabilmek ve 14/6/2000 Bayındırlık ve İskan Bakanlığının Binalarda Isı Yalıtımı Yönetmeliğine uyum sağlamak için yapılan tüm izalasyon işlerinde kolay alev alan izalasyon maddeleri kullanılmaktadır.

Yanıcı olan izalasyon maalesef ayrıca pürmüz ile aplike edilmektedir.Bu işlem sırasında da bir çok yanın meydana gelmektedir.
Bu maddeler aynı zamanda hastahane, okul, ibadethane, müze, devlet dairesi gibi kamuya ait binalarda da bilgisizlik ve danişmanlık hizmeti alınmaması nedeniğlede kullanılmaktadır. Yüksek nufus barınımına izin veren ve toplu yaşamın olduğu topluma açık yerlerde izalatörlerin yanmaları facia denebilecek düzeylere ulaşabilir. En kısa zamanda bina yöneticilerimizin kamuda olsun özel sektörde olsun bu konularda uyarılmaları ve konu hakkında bilgi sahibi olmalarında çok büyük yararlar vardır.
Çok basit iki yöntem bilindiği takdirde yangınlar önlenebilir. Bunlardan birincisi mümkün olduğu kadar kolay yanıcılığa sahip izalasyon maddelerinin kullanılmamasının sağlanması, ikincisi ise binalarda yapılacak onarım ve tadilatlarda ısıl işlem presüdürlerinin uygulanmasıdır. Strafor, membran yerine cam ve taş yünü,
Yanıcı sıngıllar yerini taşyünlü sandöviç paneller kullanmayı öğrenmeliyiz.

Eğer bu iki önlem tam olarak alınır ise bundan sonra kolay kolay çatı tamiri yapılır iken bir hastahanenin yada bir tarihi garın yandığı haberlerini almayız. Yangın yalıtımının tarifinde : Yangınların zararlı etkilerinin sınırlandırılmasına yönelik, can ve mal güvenligini saglayıcı yapısal önlemlere “yangın yalıtımıdır” deriz. İş yalıtıma geldiğindeyse Isı, ses, su yaltımının yangın yalıtımına zarar vermesini engellememiz ve yangın yalıtımın tam tersi bir mana taşımasına izin vermememiz gerekmektedir. Bina sorumluları ve bina yangın sorumluları kendileri ile ilgili bir ısıl işlem formu geliştirerek kullanabilirler.


Form:1 . Sıcak İşlem çalışma onay ve kontrol formu ;ön ve arka yüz

Görüldüğü gibi ısıl şlem formu üzerinde alınması gereken önlemlerden sonra, izin verilerek ısıl işleme başlanmakta ve ısıl işlem sonunda tekrar yangın emniyet kontrolları yapılmaktadır. Burada en önemli noktalardan biriside itfaiyenin tadilat ve onarımdan haberi olması ve kontrollarda bulunmasıdır. Bir yangın vuluunda çık hızlı hareket edilerek yangının tam noktası tespit edilebileceğinden söndürme işleri çok efektif olacaktır.
Yangınsız günler temennisiyle..

AHMET SERTKAN
YANGIN UZMANI



Devamını okuyun...>>