HİDRANTLAR VE HİDRANT MANİA

ÜÇÜNCÜ MURAT'IN BU KONUDAKİ FERMANINI GÖZARDI ETMEDEN...
http://ahmetsertkan.blogspot.com/2008/07/iiimurat-ferman.html İNSANLIK TARİHİ KADAR ESKİ HİDRANT SİSTEMİ VE GELİŞMİŞ ÜLKELERDE HİDRANT AŞKI: Dünya tarihi incelendiğinde Hidrant bulundurma geleneğinin insanlık tarihi ile paralel olduğu görülmektedir.İlk Hidrantlar çok büyük büyük toprak yada metal döküm kazanlar idi.Çinde Pekin şehrinde bir yangın durumunda kullanılmak üzere dolu olarak tutulan metal döküm bir tarihi hidrantı Yasak şehrin girişinde görebilirsiniz. Bu hidrantların devamlı dolu kalabilmesi icin içinin orta kısmı oyulan ağaç borular kullanmışlardır.
ÇİNİN PEKİN ŞEHRİNDE İLK DÖNEM SU REZERVLERİ.
AĞAÇTAN YAPILMIŞ HİDRANTLARI BESLEYEN SU BORULARI
AMERİKADA ALINAN İLK HİDRANT PATENTİ VE ÇİZİMLERİ. Modern Hidrant sehir sebekelerinin oluşumu Amerikan koloni döneminde başlamıştır.1800lü yılların sonunda tüm ülkede Belediyeler tarafından hidrant şebeleleri tamamlanmıştır. Darası başımıza diyelim. Yangın Hidrantları İtfaiyenin bağlantı yapması için bırakılan ağızlara yangın hidrantı denir. Bina dışına yerleştirilen hidrantlardan yangın anında, itfaiye araçlarına su ikmali yapılır veya hortum serilerek doğrudan yangına müdahale edilir. Şehir suyu şebekesine veya büyük işletmelerde yangın pompası ile su depolarına bağlanır. Yapıların yangından korunmasında, ilk müdahalede söndürülemeyen yangınlara dışarıdan müdahale edebilmek için mümkün olduğunca yapının veya binanın tüm çevresini kapsayacak şekilde tesis edilecek hidrant sistemi bünyesinde yerleştirilecek hidrantlar, itfaiye ve araçlarının kolay yanaşabileceği vebağlantı yapabileceği şekilde düzenlenmelidir.
HİDRANT KESİTLERİ VE YERALTI HİDRANT VE KESME VANASI YERLEŞTİRLMESİ
Yeraltı hidrant hattının düzenlenmesi.
Şehir Planında hidrant noktaları.
Hidrant sadece karada değil Denizde de gerekli olup kullanılmaktadır. Yangın hidrantlarının esas itibariyle yer üstü ve yer altı olmak üzere iki tipi mevcuttur. Standartlara göre yangın hidrantlarının anma çapları 80, 100 ve 150 mm olarak gösterilmiştir. Hidratlar arası uzaklık çok riskli bölgelerde 50 m, riskli bölgelerde 100 m, orta riskli bölgelerde 125 m ve az riskli bölgelerde 150 m alınmalıdır TS 2821/1a'ya uygun olarak imal edilen; dökme demir gövde, açma-kapama organı (vana), vanayı kumanda eden mil, otomatik boşaltma donanım ı (çek valf) ve hortum bağlantı rakorlarından meydana gelir. Fabrikalar, depolar, binalar ve endüstriyel tesislerin su ile söndürme sistemlerinde, ayrıca şehir ve kasabalarda yangın sırasınında direkt müdahalenin yanında itfaiyenin su alabilme amacına yönelik olarak kullanılmaktadır.
MODERN ÜLKELERDE BİR ŞEHİR MOBİLYASI OLARAK GÖRÜLEN HİDRANTLARA SAYGI İLE YAKLAŞILMAKTA ONLAR İÇİN ÖZEL KÜLÜPLER BARLAR AÇILMAKTADIR. Açma-kapama diski, özel hidrant anahtarı ile açma yönünde çevrildiğinde hareket borusunu, aşağı doğru hareket ettirir. Böylece subap, sitten ayrılarak hidrant açılmış olur. Açma-kapama diski kapatma yönünde çevrildiğinde ise tersi hareket ile hidrant kapanmış olur. Kapatma aşağıdan yukarıya doğru akış yönündedir. Bu sayede subap şebekeden gelen su basıncının etkisinde olduğu için mükemmel sızdırmazlık sağlanır. Binalarin Yangından korunması hakkındaki yönetmelik, hükümlerine gore Hidrant ve İtfaiye Bağlantı Ağzı gerekleri şöyledir. 16--MADDE 33-İtafiye Bağlantı Ağzı Yapılması: 16.1--Yüksek binalar ile toplam kapalı kullanım alanı 1000 m2’den büyük imalathane, atölye, depo, konaklama, sağlık, toplanma amaçlı ve eğitim binalarında, alanlarının toplamı 600 m2’den büyük olan kapalı otoparklarda ve ısıl kapasitesi 350 kW’ın üzerindeki kazan dairelerinde yangın dolabı yapılması mecburîdir.” 16.2--(1) Yüksek binalarda veya bina oturma alanı 1000 m2’den büyük binalarda veya cephe genişliği 75 m’yi aşan binalarda, itfaiyenin sisteme dışarıdan su basabilmesi için, sulu yangın söndürme sistemlerine en az 100 mm nominal çapında itfaiye su verme bağlantısı yapılması şarttır. 16.3--MADDE 94- İtfaiye su verme bağlantısında 2 adet 65 mm storz tip rakor ve sistemde çek valf bulunur .Bu tip sistem tek başına sadece Düşük Tehlike ve Orta Tehlike-1 tehlike sınıflarında kullanılabilir. 16.4-- MADDE 33:--Bir boyutu 60 m’yi geçen katlarda yangın dolabı ve itfaiye su alma ağzı yapılması gerekir. 16.4.1--İçinde itfaiye su alma ağzı olmayan yuvarlak yarı-sert hortumlu yangın dolaplarında tasarım debisinin 100 l/dak ve tasarım basıncının 400 kPa-4 bar olması şarttır. Lüle girişindeki basıncın 900 kPa’ı-9 bar geçmesi hâlinde, basınç düşürücülerin kullanılması gerekir.
17--MADDE 34-Harici Hidrant Yapılması: 17.1--“(7) İçerisinde her türlü kullanım alanı bulunan ve genel yerleşme alanlarından ayrı olarak planlanan yerleşim alanlarında yapılacak binaların taban alanları toplamının 5000 m2’den büyük olması halinde dış hidrant sistemi yapılması mecburîdir.” 17.2--(2) Hidrant sistemi dizayn debisinin en az 1900 l/dak=114 m3/h 90 dakika süre ile karşılaması şarttır. Debi, binanın tehlike sınıfına göre artırılır. Hidrant çıkışında 700 kPa=7 bar basınç olması gerekir. 17.3--(3) Hidrantlar arası uzaklık çok riskli bölgelerde 50 m, riskli bölgelerde 100 m, orta riskli bölgelerde 125 m ve az riskli bölgelerde 150 m alınır. 17.4--(4) Normal şartlarda hidrantlar, korunan binalardan ortalama 5 ilâ 15 m kadar uzağa yerleştirilir.
Uluslaraarası hidrant yangın musluk renk kodları: 1. AA Sınıfı : Açık Mavi 1500 gpm (5678 L / dak) ve üstü 2. A Sınıfı : Yeşil 1000-1499 gpm (3785-5677 L/dak) 3. B Sınıfı : Turuncu 500-999 gpm (1893-3784 L/dak) 4. C Sınıfı . Kırmızı 500 gpm (1893 L / dak) ve altı
DEĞİŞİK ÜLKEKERDE HİDRANT İŞARETLERİ
HİDRANT VE SANAT. Yangın Musluğunun, Hidrantlarının Bakımı: Birçok şehirde yangın musluklarının tamiri ve bakımı su idaresinin görevidir,çünkü bu kuruluş bu tür işlerle diğer yerlere oranla daha iyi ilgilenebilir. Ancak,çoğu zaman,su temini testlerini ve musluk denetimlerini itfaiye yapar. Bu nedenle,itfaiyeciler yangın musluklarını kontrol ederken aşağıdaki soruları da dikkate almalıdır. 1.Musluğun çok yakınında levhalar,elektrik direkleri yada çitler gibi engeller var mı ? 2.Çıkışlar doğru yöne bakıyor mu ve yerle aralarında yeterli açıklık var mı ? 3.Musluk trafik nedeniyle hasar görmüş mü ? 4.Musluk paslı mı ? 5.Çalıştırma sapı kolayca dönüyor mu ? 6.Musluk kapakları boya ile sıkışmış durumda mı ?
DEĞİŞİK ÜLKELERDE HİDRANTLAR. SAYGI YOKSA RENK YOK, GÜZELLİK ESTETİK YOK.. MAALESEF.
1916 SAN FRANSİSKO DEPREMİNDE HASAR GÖREN YERALTI SU ŞEBEKESİ YANGINLARA MÜDEHALEYİ İMKANSIZLAŞTIRDI. FAKAT GOLDEN HYDRANT- ALTIN HİDRANT NASIL VE NEREDEN GELDİĞİ BİLİNMEYEN SU KAYNAĞI OLUVERDİ.ŞİMDİ HER YIL NİSAN AYINDA YETKİLİLERCE TEKRAR TEKRAR ALTIN RENGİNE BOYANARAK KUTSANIYOR.
1950 Lİ YILLARDA MISIRDA BİR HİDRANT. AHMET SERTKAN YANGIN DANIŞMANI

Devamını okuyun...>>

İtfaiyecilik Haftası Etkinliği 2012

İSTANBUL - 28 Eylül Cuma günü Sait Halim Paşa Yalısı’nda "Endüstriyel Tesislerde Yangına İlk Müdahalenin Önemi" konulu bir panel düzenledi.
Yangından Korunma Haftası’nda düzenlenen panel, Securitas Türkiye yöneticilerini, iş ortakları ve basın mensuplarıyla bir araya getirdi. Panelde tüm yönleriyle masaya yatırılan endüstriyel tesislerde yangına ilk müdahale konusu, tesislerin iş sürekliliğinin sağlanması açısından önem teşkil eden bir unsur olarak ele alındı.
Securitas Almanya İtfaiye ve Yangın Hizmetleri Bölüm Yöneticisi Axel Leyendecker’ın, Securitas’ın yangına ilk müdahale ve itfaiye hizmeti alanında dünyada sürdürmekte olduğu uygulamalardan bahsettiği panelde, Ford Otosan Yangın Güvenliği ve Acil Durum Koordinasyon Ekip Lideri Ahmet Sertkan ile Securitas Türkiye Şube Müdürü Cenk Bakırtel de konuşmacı olarak katılımcılara seslendi.
Axel Leyendecker Panel sonrasında konuya ilişkin görüşlerini dile getiren Securitas Türkiye Ülke Müdürü Murat Kösereisoğlu, Securitas’ın global anlamda endüstriyel tesislerde yangına ilk müdahale alanında kayda değer bir deneyimi bulunduğunu belirterek, "Biz de Securitas Türkiye olarak bu alanda faaliyete geçmek üzere hazırlıklarımızı hız kesmeden sürdürüyoruz; iş ortaklarımız nezdinde endüstriyel tesislerde yangına ilk müdahalenin önemi konusunda farkındalık yaratmayı çok önemsiyoruz. Bilgilerimizi iş ortaklarımıza aktarmak amacıyla düzenlediğimiz bu panelin, endüstriyel tesis sahiplerine yeni bir bakış açısı kazandıracağına inanıyoruz" dedi. Securitas Türkiye’nin "endüstriyel tesislerde yangına ilk müdahale" alanında harekete geçen ilk özel güvenlik firması olduğuna da dikkat çeken Kösereisoğlu, katılımcıların yoğun bir içerikle karşılaştığı paneli, bu doğrultuda atılmış önemli bir bilinçlendirme girişimi olarak gördüklerini de sözlerine ekledi.
Endüstriyel tesislerin güvenliğinde iş sürekliliğinin korunması şart. Panelde söz alan uzmanlar endüstriyel tesislerde çıkan yangınların ilk 5 dakikada kontrol altına alınmasının hayati önem taşıdığına dikkat çekerken, yangının büyümesini engellemek içinse en geç ilk 10 dakika içinde müdahale edilmesi gerektiğinin altını çizdi. Panelde, erken müdahalenin, endüstriyel tesislerde çıkan yangınlarda can kaybının önlenmesi başta olmak üzere işletmelerin iş sürekliliğinin korunması ve maddi kaybın önlenmesi gibi birçok getirisi olduğuna vurgu yapıldı. Endüstriyel tesislerdeki güvenlik anlayışı iş sürekliliğinin sağlanması üzerine kurulu olduğu için, yangına erken müdahale edilebilmesi halinde söz konusu tesisin üretime ara vermesi önlenmiş oluyor. Erken müdahale aynı zamanda yangının vereceği yapısal hasarın minimumda kalmasını sağlarken, yangını söndürmek için gerek duyulan malzemelerden tasarruf edilmesini mümkün kılarak maddi zararı da azaltıyor. Yangın büyümeden kontrol altına alındığı takdirde toprak, hava ve su kirliliğinin de önüne geçilmiş oluyor. Bu gibi dolaylı etkenler, şirketin olası bir kriz durumuyla karşı karşıya kalma ihtimalini de ortadan kaldırarak prestij kaybı yaşanmasını engelliyor.
Devamını okuyun...>>

1917 HAYDARPAŞA GAR YANGINI

1917 HAYDARPAŞA

2010 HAYDARPAŞA


Bazı binalar şansızlığından yangınlarla şavaşır. Bazı binaların sonu yangınlar yüzündendir.

Haydarpaşa Tren İstasyonu Tarihinde bir kez daha yakalanmış idi yangına..

6 Eylül 1917 günü Filistin Cephesine gönderilecek cephaneleri taşıyan tren büyük bir gürültüyle infilak etti. Öyle büyük bir patlamaydı ki Kadıköy Çarşısına şarapnel yağmıştı. Esnaf ve alışveriş yapanlar kaçışarak kapalı mekanlara kendilerini zor attılar. Kargaşa ve panikten ezilerek yaralananlar oldu.

Patlama o kadar büyüktü ki Haydarpaşa’ya hayli uzak Kuşdili Çayırında, sevgilisiyle dolaşan Dimitri yüzüne isabet eden bir mermiyle yaralandı.

Patlamaların yaşandığı Haydarpaşa Garının depolorında durum çok kötüydü. Burada ve gar içinde bulunan yüzlerce insan ölmüştü…

Patlamanın sebebi bulunamadı fakat birçok rivayet ortaya atıldı. Bir İngiliz uçağının bombardıman yaptığı, bir denizaltını Çanakkale’yi geçerek Haydarpaşa’yı vurduğu yada bir İngiliz ajanının sabotajı…




6 Eylül 1917 günü saatler 16.30

İmparatorluk başkenti İstanbul'da büyük korku ve dehşet yaratan, yüzlerce insanın ölümüne yol açan olay, 6 Eylül 1917 günü yaşandı. Saatler 16.30'u gösterirken, kentin Anadolu yakasındaki büyük patlamayla birlikte, toprak sarsıldı, kimi yerlerde binaların camları kırıldı, sokaklardaki insanlar, korku içinde, kaçacak yer aramaya başladılar. Hemen herkesin zihninde aynı soru şekilleniyordu:
Neydi bu patlama?..




Birinci Dünya Savaşı'nın tüm hızıyla sürdüğü günlerdi. O sıralarda İngiliz savaş uçakları, sık sık İstanbul semalarında beliriyor, birkaç yere bomba attıktan sonra uzaklaşıp gidiyorlardı. Bu nedenle, önce patlamanın İngiliz uçaklarının attığı bombalardan kaynaklandığı sanıldı.

İkinci patlama

Ama ilkinden 7 saniye sonra duyulan ikinci bir patlama, ortalığı yeniden sarstı ve bunu, daha küçük çapta infilaklar izledi. Biraz cesaretlenip sahillere çıkanlar, gördükleri manzara karşısında dona kaldılar.
Haydarpaşa alev alev yanıyor, her patlamayla birlikte, çevreye taş ve toz bulutu yağıyordu. Binaya ayrı bir güzellik katan sivri kuleleri uçmuş, çatısından yükselen alevler aç bir canavar gibi önüne gelen yeri tutmaya başlamıştı.
Haydarpaşa, cehennemi yaşıyordu


Haydarpaşa garında patlamaların olduğu depolar bölümü

O dakikalarda Haydarpaşa, cehennemi yaşıyordu. Patlamayla birlikte garda, Suriye Cephesi'ne, Dördüncü Ordu'ya asker, silah ve cephane götürmek üzere harekete hazır bekleyen bir trenle, yolcu dolu bir banliyö treni de ateş almış; peronlar, alevlerin arasında kendilerini can havliyle dışarı atmaya çalışan insanlarla dolmuştu.
Cephane stoklarının peş peşe infilakı, her geçen dakika, ölü sayısını artırıyordu. Yangın iyice yayılmış; ambarları, silo ve diğer küçük binaları da etkisi altına almıştı.

Korkunç bilanço

Yangın kontrol altına alındıktan sonra facianın bilançosu da ortaya çıktı.
Olay sırasında, biri banliyö treni, diğeri asker dolu iki tren, içindekilerle birlikte yanmış, aralarında gar personelinin de bulunduğu çok sayıda insan da ölmüştü, İstasyon, yakınlarından bir haber alabilmek ya da yakınlarının cesetlerini bulabilmek için, İstanbul'un dört bir yanından gelenlerle dolup taşıyordu.

Gazetelere sansür

Ölü sayısı belli değildi, bini aştığı söyleniyordu. Ama bu rakam hiçbir zaman açıklanmadı. İktidardaki İttihat ve Terakki Hükümeti, gazetelere sansür koymuş, hükümetin yayın organı Tanin birkaç satırlık resmi bir tebliğle yetinmişti.

Patlayan trendeki cephanelerin kanal harekatındaki Türk-Alman ordusuna ulaşmaması nedeniyle Filistin cephesinin zor durumda kaldığı bir gerçekti.

Savaş yıllarında yaşanan yokluk ve idari boşluklar sebebiyle Haydarpaşa Garının patlamalar sonucu zarar gören çatısı yaptırılamamıştı.

Nihayet 1927 yılında yapılan bir proje yarışmasıyla Haydarpaşa garının çatısının nasıl olması gerektiğine karar verilecekti. Mimar Kemalettin ve Mimar Nihat Bey’in projeleri beğenilmiş yarışmada birinci olan Nihat Bey’in projesinin uygulanasına karar verilmişti. Ama ne olduysa 1930 yılında bu projeden vazgeçilerek yapı orjinal çatısı biraz alçaltılarak uygulanmıştı. Onarım 1933 yılında sona erdi.

AHMET SERTKAN
YANGIN UZMANI



Devamını okuyun...>>