ÜLKEMİZİN İLK KADIN İTFAİYECİSİ SN. SABİHA YALÇIN

SABİHA YALÇIN

25.09.1964 Konya – Çumra doğumlu olup, Eskişehir Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi İşletme Bölümünden lisans mezunu olup, Kocaeli Üniversitesi Yönetim ve İşletme Enstitüsünde Yönetim ve İşletme İhtisas eğitimi almıştır.

1988 yılında Türkiye’de ilk defa bir bayan olarak İzmit Belediyesi İtfaiye Müdürlüğünde itfaiye eri kadrosunda aktif olarak göreve başlamış, daha sonraki yıllarda yine kadrolu olarak Türkiye’nin ilk bayan itfaiye onbaşısı, itfaiye çavuşu ve itfaiye amiri kadrolarında aktif olarak görev yapmış, 1987 tarihinden bu yana Kocaeli Büyükşehir Belediyesinde Yangın Önleme ve Eğitim Şube Müdürü olarak görev yapmaktadır.

1996 yılında açılan Kocaeli Üniversitesi İzmit Meslek Yüksekokulu İtfaiyecilik ve Yangın Güvenliği bölümünde okul açıldığı tarihten itibaren 2008 yılına kadar öğretim görevlisi olarak görev yapmıştır.

Mesleki eğitimler olarak Hollanda, Fransa, Almanya, Macaristan, İsviçre ve Bulgaristan’ın da aralarında bulunduğu Endüstriyel Tesislerde Yangın Güvenliği ve Risk Analizi, Yangına Müdahale, Kapalı ve Dumanlı Ortamlarda Arama Kurtarma, Tehlikeli Kimyasallar, Trafik Kazalarında Kurtarma, Acil Durum Yönetimi Eğitmen Eğitimi ve İlkyardım konularında uzun süreli eğitimler almış olup, eğitim sertifikaları mevcuttur.

Esas uzmanlık alanı Endüstriyel Tesislerde Yangın Güvenliği ve Yangın Risk Analizi Uzmanlığı olup, İtfaiyeye girdiği tarihten bu güne kadar pek çok büyük yangınlara katılmış ve aktif olarak görev yapmıştır.

BU ULVİ GÖREVDE BAŞARILI ÇALIŞMALAR GÖSTEREN İTFAİYECİMİZİ SİZLERE TANITMAK BENİM İÇİNDE BİR ONUR OLACAKTIR.
HANIMEFENDİ HALEN KOCAELİ İTFAİYESİNDE AKTİF GÖREVİNİ SÜRDÜRMEKTEDİR.
GÖREVLERİNDE BAŞARILAR DİLER, HÜRMETLERİMİZİ SUNARIZ.


DÜNYADA İLK KADIN İTFAİYECİLER:






Çoğu insan, çoğu kadın, hatta çoğu itfaiyeci dahi kadınların 200 yıldan fazla itfaiyecilik geçmişleri olduğunu bilmez. Kayıtlara geçmiş bilinen ilk kadın itfaiyeci Molly Williams adında siyahî bir köle idi. Bu işi zorla dahi yapmış olsa bile; kendisini Türk itfaiyecileri olarak bizler özel bir meslektaşımız ve hanımefendi olarak şükranlarımızla anıyoruz. Bu ilk itfaiyeci Hanımefendi Newyork’ta 1815 yılında 11 no’lu pompacı grubunda görev almaya başlamıştır.

Bir diğer kadın itfaiyeci öncülerinden Lillie Hitchcock Coit ise San Fransisco itfaiyesinde 1859 yılında yine pompa grubunda çırak olarak itfaiyeciliğe başlamıştır. Daha sonraları itfaiyeciliğe telgrafçı olarak devam etmiştir.



1904 YILI GAZETELERİNDE İLK YANGIN SÖNDÜRÜCÜNÜN REKLAMINDA BİR HANIM SÖNDÜRME YAPAR İKEN TASVİR EDİLMİŞTİR.

Kuşkusuz on dokuzuncu yüzyıl sonları yirminci yüzyıl başlarında birçok kadın itfaiyelerde görev almışlardı r.Fakat kayıt tutulmaması ya da kayıtların kaybolmaları nedeniyle bu değerli kadın itfaiyeciler şu an bilinememektedirler.




AMERİKAN İTFAİYECİ KADIN BİRLİĞİ SIK ARAKLIKLAR İLE TOPLANARAK KADIN İTFAİYECİ HAKLARININ GELİŞTİRİLMESİNİ SAĞLIYORLAR.


1878 den 1932 yılına değin açık olan ve eğitim veren İngilterede’ki Girton Ladies College ‘in tüm itfaiye teşkilatının tüm üyeleri bir kadın okulu olan bu yerde tamamen kadınlardan oluşturuluyordu.

Yine Amerika Birleşik Devletlerinde Silver Spring, Maryland, Los Angeles (Californiya) da gönüllü kadın itfaiyeciler itfaiyelerde görev almışlardır.







KADINLAR NE YAPAMAZ DİYE SORUYOR BU KARİKATÜRLER



ilk zamanlar itfaiyelerde hanımlar telgrafçılık ve büro görevlerinde bulunuyorlardı.

1920 lerin sonlarına doğru itfaiyede hortumculuk yapan kocası işbaşında öldükten sonra 50 yaşında itfaiyeye katılarak itfaiyenin büro işlerine bakan Emma Vernell unutulmazlar arasına katılmıştır.

İkinci Dünya savaşı sırasında İtfaiyeci erkekler askere çağırılınca birçok itfaiyenin itfaiyeci açığı kadın gönüllülerden tamamlanmıştır.



1960 lı ve 70 li yıllarda ise artık sistematik bir şekilde kadınlar bırakın itfaiyelerde görev almayı artık orman yangınları için işe alınıyorlardı.




İkinci Dünya Savaşı sırasında yine İngiltere’de birçok kadın itfaiyelerde görev almışlardır. Yine bu kadınların pek çoğu büro işleri yerine pompacı ve hortumcu olarak görev yapmışlar ve yine maalesef birçoğu görevleri başında hayatlarını kaybetmişlerdir.



1973 yılında Sandra Forcier isimli itfaiyeci kadın Winston-Salem, Güney Carolina’ da yangın emniyet amiri olarak görev yapmıştı. Görevi polis ile itfaiyeciler arasında koordinasyonu kurmak idi.
Şu an Amerika Birleşik Devletlerinde 6500 ( Altı bin beş yüz ) kadın itfaiyeci görev başındadır.














Kanada. İngiltere ve Amerika’da itfaiyelerde görev alan toplam kadın sayısı günümüzde 30 000 – 40 000 arasında değişmektedir. İtfaiyelerde ilk yardım görevinde olan hanımlar sağlık personeli kadrosunda olduklarından bu sayının içinde değillerdir.




TÜRKİYEDE İLK MESLEK KADINLARINA GELİNCE;


İlk Kadın Avukat: Süreyya Ağaoğlu

İlk Kadın Bakan: Prof.Dr. Türkan Akyol

İlk Kadın Başbakan: Prof.Dr. Tansu Çiller

İlk Kadın Belediye Başkanı: Müfide İlhan (1950-Mersin)

İlk Kadın Büyükelçi: Filiz Dinçmen

İlk Kadın Çöpçü: Elif Yazgandır

İlk Kadın Danıştay Başkanı: Füruzan İkincioğulları

İlk Kadın Danıştay Üyesi: Şükran Esmerer

İlk Kadın Dışişleri Görevlisi: Adile Ayla

İlk Kadın Dişhekimi: Ferdane Bozdoğan Erberk

İlk Kadın Doktor: Safiye Ali

İlk Kadın Eczacı: Rukiye Kanat Arran

İlk Kadın Emniyet Müdürü: Feriha Sanerk

İlk Kadın Fotoğrafçı: Semiha Es

İlk Kadın Gazeteci: Selma Rıza

İlk Kadın Genel Müdür: Mükerrem Aker

İlk Kadın Hakim: Suat Berk

İlk Kadın Hazine Genel Müdürü: Aysel Gönül Öymen

İlk Kadın Hemşire: Esma Deniz

İlk Kadın Hesap Uzmanı: Müşeref Çallılar ve Güzide Amark

İlk Kadın Heykeltraş: Sabiha Bengütaş

İlk Kadın Jet Pilotu: Leman Altınçekiç

İlk Kadın Karakol Amiri: Nevlan Kulak

İlk Kadın Kaymakam: Özlem Bozkurt ve Elif Arslan

İlk Kadın KİMYACI: Prof.Dr. Remziye Hisar

İlk Kadın Makinist: Seher Aytaç

İlk Kadın Milli Eğitim Müdürü: Güler Karakülah

İlk Kadın Milli Maç Hakemi: Lale Orta

İlk Kadın Müzeci: Seniha Sami

İlk Kadın Orman Mühendisi: Binnaz Zehra Sert

İlk Kadın Petrol Mühendisi: Halide Ural Türktan

İlk Kadın pilot: Sabiha Gökçen

İlk Kadın Polis Memuru: Betül Diker

İlk Kadın Profesör: Prof.Dr. Fazıla Şevket Giz

İlk Kadın Radyo Spikeri: Emel Gazimihal

İlk Kadın Rektör: Prof.Dr. Saffet Rıza Alpar

İlk Kadın Savcı: Işıl Tüzünkan Koçhisarlıoğlu ve Meliha Sanu

İlk Kadın Sayıştay Üyesi: Fahrünisa Etmen

İlk Kadın Sendika Başkanı: Dervişe Koç

İlk Kadın Subay: Ülkü Sema Toksöz

İlk Kadın TBMM Başkanvekili: Neriman Neftçi

İlk Kadın Televizyon Spikeri: Nuran Devres

İlk Kadın Vali: Lale Aytaman

İlk Kadın Veteriner: Sabire Aydemir

İlk Kadın Yargıtay üyesi: Melahat Ruacan

İlk Kadın Yüksek İdare Mahkemesi Başkanı: Firdevs Menteşe

İlk Kadın Yüksek Mimar: Münevver Gözeler

İlk Kadın Yüksek Mühendis: Sabiha Ecebilge

İlk Kadın Zabıta Memuru: Afife İpek

İlk Kadın Ziraat Mühendisi: Nezahat Süer
Son Güncelleme: 2007-04-21

( UMARIZ BU BİLĞİLER İÇİNE BUNDAN BÖYLE SN. SABİHA YALÇIN ADI DA EKLENECEKTİR. )

Yurdumuzda ilk meslek kadınları sıralamalarında ilk kadın itfaiyecimizi görmemek, beni ziyadesi ile üzmüştür. Anlaşılan o ki itfaiyeciliği devlet adamlarımızda araştırmacılar da hala meslek olarak görmemektedirler.
Türkiye’de hem kadının adı yok hem itfaiyecinin. Kadın ve itfaiyeci iseniz işte böyle sıralamalarda hiç yer alamazsınız.










Oysa yurdumuzda Kocaeli İtfaiye müdürlüğümde görev yapan sayın Sabiha YALÇIN itfaiyede görev almış ilk kadın itfaiyecimizdir.Bunu görmezden gelmek Ülkemiz insanına hiç bir şey kazandırmaz ama çok şey kaybettirir. Şimdilerde Kocaeli Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Akdeniz Üniversitesi (Antalya ) İtfaiyecilik Yüksek Okulları 1996 yılından itibaren onlarca bayan öğrenci yetiştirmekte olup bayan itfaiyecilerimiz hızla artmakta ve mesleğe hizmet etmektedirler.


Yöneticilerimiz işlerine geldiğinde itfaiyeciliği Peygamber mesleği olarak gördüklerini deklare ederler. İtfaiyecilik mesleği halen verilen sözlere rağmen meslek sınıfları içerisinde yer almamakta olup sıradan görevlerden sayılmaktadır. Devlet personel alımlarında verilecek işçi ve memur kadrolamasında itfaiye işleri gibi başlıklar altında gösterilmektedir.
Ne itfaiyeciliğe ne de Türk örf adet ve ahlak anlayışına yakışmayan bu durumun bir an önce ortadan kaldırılması gerekmektedir.









AHMET SERTKAN
ÇOSB. İTF. AMİRİ

Kaynakça:
http://www.firefightercentral.com/index.htm
http://www.ntvmsnbc.com/news/401765.asp
http://www.hekimce.com/index.php?kiid=3187



Devamını okuyun...>>
İnsanoğlu insanlık tarihi boyunca, yangın zararlarından kurtulmak için elinden geleni yapmış olmasına rağmen halen yangın denen düşmanını yenmeyi başaramamıştır. Hele bilim ve teknolojiden yoksun olduğu geçmişte bu savaşta maalesef hep yangın galip olmuş. İnsanoğlu hüsrana uğramıştır. Taşıma su ile değirmen döndürmek örneği geçmişte yapılabilenler düşünülür ise; 1800 lü yılların başında yangına kova ile su taşımaktan başka yapılabilecek bir şeylerin olmadığı aşikardır.
Yangınlara kova ve tahta fıçılar ile müdahale etmek hem çok sayıda insana gereksinim gerektiriyor, hem de o kadar çok kova ve fıçıya sahip olmanızı gerektiriyordu. Yangınlar da mahalle halkı ve gönüllüler görev almaktaydılar. Aksi taktirde zararlarını tüm şehir halkı olarak evlerini kurtaramayarak hep birlikte ödüyorlardı.
Gece yangınlarında, kuytu köşelerde çıkan büyük yangınlarda sırf bu insan ve su temini yüzünden söndürme adına fazla bir şey yapılamıyordu.
Yangınların; ahşap yapılardan oluşan mahalle ve şehir düzenlerinde etkileri giderek artmaya başladı. Birbirine yanaşık düzende dar sokaklarda herhangi bir yapıda başlayan yangın zamanında müdahale edilmediğinde kontrol altına alınamıyordu. Yangın böylece büyüyerek tüm şehri hâkimiyeti altına alabiliyordu. Büyük Londra ve Şikago yangınları buna bir örnektir. ( Bkz. www.ahmetsertkan.com )
Kovalar yüzlerce kişinin elden ele imece usulü suyu kaynaktan, kullanıldığı yangın yerine ulaştırılması tekniği ile yangınlara su atılıyor idi. Bu durumda suyu isabet ettirme, yükseğe atma olanaklarının nedenli kısıtlı olabileceğini bir düşünün. Aynı kovalar başka bir hat oluşturanlar tarafından tekrar suyun kaynağına (kuyu ya da sarnıç) aynı yöntem ile geri gönderiliyordu.
Sonuç çoğu kez hüsran ile bitmekte idi. Bu sorunun ortadan kalkması için bir şeyler yapılmalıydı.
Bundan 200 yüz yıl kadar önce 15-20 litrelik el pompaları geliştirilmeye başlandı. Tahta ya da metal bir fıçı bugünkü ilaçlama pompalarına benzer şekilde bir pompalama ve püskürtme aparatına sahipti. Bunlar ile yangına fazla yaklaşmadan daha isabetli söndürme yapılabilmekteydi. Metal ve daha dayanıklı tipleri ile basınç daha fazla sağlandığından daha uzağa ve daha yükseğe su püskürtmek mümkün olabiliyordu.
Ne çare ki su miktarı az olduğundan pompaların atası olan bu ilk sulu müdahale aracının da geliştirilmesi gerekiyor idi. Bu ilk basınçlı kapların 1700’lü yılların sonu ile 1800’lü yılların sonuna kadar kullanıldıkları bilinmektedir.





Resmini gördüğünüz bu ilk müdahale aracı el pompası (hand-tup) 1879 yılı gazete çizimlerinden alınmıştır.
Daha sonra geliştirilen daha çok su alabilen daha uzağa su atabilen birden fazla kişinin kullandığı atlar ya da insanlar ile taşınabilen, tekerlekli ya da tekerleksiz tiplerinin bulunduğu pompa araçları yapılmış ve kullanılmaya başlanmıştır. Aşağıda resmini gördüğünüz Genç Amerikalı NO1 su basma aracı 1850 yılında yapılmış olup o tarihteki gazetelerde satış reklamı bulunmaktadır.
Bu araçlarda o zaman ilk yapılan atalarının adını almış olup onlara da ‘‘el pompası’’ adı verilmiştir.
Bu araçların daha büyük su tankları olduğundan kısmen yangınlara kesintisiz su basma olanağı doğmuştur. Hele bir hidrant yanında ve nehir, göl gibi su kaynağına yakın olduğunuzda daha da uzun süre pompacılar yorulana kadar su basmaya sürekli olarak kavuşabilirdiniz.
Vakum yaratıp suyu emmek daha sonra emilen suyu önce geniş bir yangın hortumuna vermek son kısma takılan bir nozul (lans) ile de tazyikini arttırmak mümkün oluyor idi.
Daha sonra İngiliz arşivlerinde bu tip söndürme araçları bir kurala bağlanmaya başladı ve standartları geliştirildi. Bu kurallar ile;
Pompacılar en az elli dakika periyotlar ile çalışarak 100 metre hortum kullanabilecek ve yüz metre hortumdan sonra lans (nozul) ile 50-60 metre uzağa suyu püskürtmek mümkün olmalı idi.
Bu gelişmiş 2.nesil araçlar her ne kadar isimleri el pompası olsa da buhar devrimine kadar harika işler gördüler. İtfaiyeciler artık daha uzaktan daha doğru yönlendirmeler ile daha uzun süreli suyu yangına basabiliyor ve güzel sonuçlar alabiliyorlar idi.
Bu araçlara yön vermek, kullanmak daha iyiye ulaşmak için değişik modeller geliştirilmiş. Kullanımları ve kullanma yöntemleri bu neden ile değişik isimlerle adlandırılmıştır.

Sifon boynu, piyano kutusu, Çift güverteli, Tek taraflı, Kahve değirmeni, Adam öldüren, New Yorklu, Filedelfiyalı gibi çeşitleri mevcut idi.





















Bunların çalışmaşekli; yan yana iki tüp şeklinde birbirine bağlı odacık ve bu odacıklara su girişini sağlayan süpap görevinde birer çalpara valf ile emilip sıkıştırılan suyun hortumlara nakledilmesi ile olmaktaydı. Elbette suyun yeterli basınçta ve gerekli miktarda püskürmesi için dakikada 60 ve daha fazla stroğa gereksinim duyulmaktaydı.
Aşağıdaki filmde emme-basma tulumbanın çalışması basit şekilde görülebilinir.



Yine gelişen teknoloji ile birlikte bu tür pompalar işlevlerini 1930’lu yıllara kadar sürdürmüşlerdir. Gerek mali açıdan fakir itfaiyeler gerekse küçük yerleşim yerlerindeki itfaiyeler bunları kullanmak durumunda (zorunda) kalmışlardır.





















ŞİMDİLERDE NOSTALJİ RÜZGARLARI ESTİREN BU MAKİNELER ABD DE ŞEHİR ŞEHİR DOLAŞTIRILARAK ÜLKE YANGIN VE İTFAİYECİLİK TARİHİNE IŞIK TUTULMAKTA VE BÜYÜK İLĞİ İLE KARŞILANMAKTADIR.

1900’lü yılların başlarında ise buharlı tipler ortaya çıkmışlardır ki bunlar personelin azaltılması için önem kazanmışlardır. Daha az personel ile daha ucuz ve daha uzun süreli su temini bu makineler ile sağlanmıştır. 1873 yılında dakikada 700 galon (2500 lt) su basabilen buhar makineli pompalar icat edilmiştir. Bu pompalar da 1930’lu yıllara kadar bir çok itfaiyede görev almışlardır.







İTFAİYE ETKİNLİKLERİNDE ÇALIŞAN BİR BUHARLI POMPA


1920’li yıllarda motorize olmaya başlayan hayat ile birlikte petrol motorlu (benzinli) günümüz itfaiye araçları hayatımıza girmeye başlamışlardır. Bunlarda basit pompalar ile başlangıç yapılmış daha sonra gelişme sağlandıkça günümüzün güçlü basınçlı pompalarına gelinmiştir.













Devamını okuyun...>>

Toplu itfaiye merdiven eğitimleri

BSH Ev Aletleri A.Ş. nin sosyal sorumluluk örneği olarak gördüğü ve organizasyonunu yaptığı merdiven eğitimleri beş ayrı itfaiye teşkilatının aynı anda katılımı ile başarılı bir şekilde gerçekleşti.
Merdiven eğitimlerine ; BSH İtfaiye Grubu, Çerkezköy Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü, Çerkezköy Organize Bölge Müdürlüğü İtfaiye Amirliği, Kapaklı Belediyesi İtfaiye Amirliği ve Büyükyoncalı Belediyesi İtfaiye Amirliği müşterek katılmışlardır. Eğitmenler Jörg Kurtz, Hans-Werner Gade, Lars Scheugl yönetiminde Eğitimler başarı ile sonuçlanmıştır. http://www.drehleiterausbildung.de/ adresinden eğitim ile ilgili daha geniş bilgilere ulaşabilirsiniz.






Hans-Werner Gade



Jörg Kurtz



Lars Scheugl


















Devamını okuyun...>>
DEĞERLİ DOSTLAR.

Daha önce buradan yayınladığım çöp yangınları ile ilğili yazıları gerçek kaynagından okuyabilirsiniz.
Bunun yanı sıra yine tüm iyfaiyeci kardeşlerimi ve toplumu uyarıcı bir yazı olan soba zehirlenmeleri ve önlemleri ile ilğili çalışmaya ( nette en doyurucu bilğilere ) ulaşabilirsiniz.

BU YIL SOBA ZEİRLENMELERİNİ EN AZA İNDİRMEK İÇİN TÜM İTFAİYECİLER MAİL ZİNCİRLERİNE BU BİLĞİLERİ EKLESİNLER.TÜRK İNSANI BU KONUDA DAHA BİLİNÇLİ OLMALI.ULAŞAMADIĞIMIZ HER İNSANIN SORUMLULUĞU ÜZERİMİZDE OLACAKTIR.TÜM İTFAİYE GÖNÜLLÜLERİ ŞİMDİDEN İŞ BAŞINA.....

ÇOK FAYDALI OLACAĞINA EMİNİM.A.S.



Prof. Dr. Mustafa ÖZTÜRK
Hatay Milletvekili

www.mozturk.com

www.mozturk.net



http://www.mozturk.net/content_images/SobaZehirlenmeleriVECozumleri.doc


http://www.mozturk.net/content.asp?c_id=133 Çöp depolama alanında yangın


http://www.mozturk.net/content.asp?c_id=114 Bacasız soba




Devamını okuyun...>>
Yüksek Yapılarda Yangın Güvenliği


Son zamanlarda gökdelen olarak tabir edilen yüksek binalarda yaşananlar; hayati önemi bulunan yangın emniyeti için önem kazanmaya başladı. Newyork’ taki ikiz binaların 11 Eylül olayları ile yerle bir olması bu önemi daha da arttırdı. Oysa yüksek bina yangınları emniyetsiz kalınan her durumda ve her zaman olabilecek, sonuçları itibari ile de trajik sonuçlar doğuracak yangınlardandır.



GÖKDELEN YANGINLARI ÖYLE YADA BÖYLE HEP VAR OLACAK.



Çok gelişmiş ülkelerde ABD, Çin, Japonya, Kanada gibi ülkelerde bile ölümlerin fazlalığı dikkat çekmektedir. Hele hele parayı bastırıp binayı diktiren, teknolojiyi, bilgiyi, yapım tekniklerini hatta hammaddeyi ithal eden bazı ülkelerde, teknolojik binaları sadece kullanmayı becerebilmekteler. Bu tip ülkelerde altyapısızlık, boş vermişlik, yönetimsel eksiklikler, bilgiye başvurmama, eğitim almama, tatbikat yapmama gibi faktörlerin bileşkesiyle neler olabileceği, insanların başlarına nelerin gelebileceğini düşünmek dahi istemiyorum.



ÜÇ KUŞAK YERLEŞİMCİ BİR ARADA



MODERN KENTLER MODERN NİZAM İSTER.


Bu binalarda yaşayacak her birey, çalışanlar, hizmetliler, misafirler, ziyaretçiler dahi yangın ve yangın sonuçları hakkında bilgili ve eğitimli olmalıdırlar. Bu yapılarda sizin çok şey bilmeniz hiç önemli olmuyor. Bazen komşunuzun veya bir çalışanın hatasını, tüm gökdelen yaşayanları birlikte ödüyorlar.
Örneğin ehliyetsiz bir elektrikçinin, elektrik devresine (hattı) yeni hat çekmesi, yanlış çalıştırılacak bir elektrikli cihaz nedeniyle çıkan bir yangın 20-30 katın yanmasını sağlayabilmektedir. Bunlar yaşanmış ve ders alınması gereken durumlardır.
Bakınız yüksek bina yangınları serisi www.ahmetsertkan.com.
Ne denli yüksek binamız var ise o denli sorunumuz var aslında.



ŞİMDİLİK DÜNYANIN İLK ON YÜKSEK BİNASI

1. Burj Dubai, Dubai-BAE, 2008'de bitecek. 609 m.den yüksek, nihai yüksekliği bilinmiyor.
2. Özgürlük Kulesi, New York-ABD, 2009'da bitecek. 541 m. Binanın ihtiyacı olan enerjinin %20'sinin rüzgâr türbinleriyle karşılanması planlanıyor.
3. Taipei 101, Taipei-Tayvan, 2004. 509 m. Bugün dünyanın en yüksek binası.
3. Şanghay Dünya Finans Merkezi, Şanghay-Çin, 2007 (Yapımı sürüyor). 941 m. Dünyadaki en yüksek gözlem noktasına sahip olacak
4. Petronas Kuleleri, Kuala Lumpur-Malezya, 1998. 452 m. Her ikisi de 88 katlı.
5. Sears Kulesi, Chicago-ABD, 1974. 442 m. (Antenler hariç.) ABD'nin en yüksek binası.
7. Jin Mao Kulesi, Şanghay-Çin, 1999. 421 m.
8. Dünya Ticaret Merkezi, New York-ABD, 1972-1973. 417 m. ve 415 m. 11 Eylül 2001'de yıkıldı.
9. İki Uluslararası Finans Merkezi, Hong Kong, 2003. 415 m.
10. Empire State Binası, New York-ABD, 1931. 381 m. Şu anda dünyanın dokuzuncu en yüksek binası. 41 yıl önce en yükseğiydi.
(Kaynak: Council on Tall Buildings and Urban Habitat; greatbuildings.com; PBS.org; Skidmore, Owings & Merrill LLP.)




Oysa son zamanlarda ne çok binamız var ise o kadar zengin, o kadar refah, o kadar teknolojimiz var saymaya başladık kendimizi. Şöyle bir baktığımızda bu binaların henüz ulaşım için yeterli sayılabilecek yollarının olmadığını görüyoruz. Ya çıkacak yangınlara müdahale edebilecek, teknolojik alt yapıya, cihaza, araca, personele sahip itfaiyelerimiz var mı? Nerede, ne zaman eğitim aldılar? Kaç kişiler? Yeterliler mi? Büyük bir depreme hazırlanan İstanbul bile yeterli itfaiyeci sayısına ve nitelikli elemanlara sahip mi? Ne zaman tam kadro olacaklar? Ne zaman itfaiyecilik yasası çıkacak? İtfaiyecilik Taşeron firmaların elinde mi olacak? Binaları dikenler mi bunları düşünecekler? Bu binalarda yaşayanlarımı düşünecekler? Yoksa her tuttuğunu sigorta eden sigorta şirketlerimi sorumlu olmalı? Yapılan yanlışlardan ne zaman dönülecek? Kasten yanlış yapılanların hesabını kim ödeyecek? Bile bile yetersiz bırakılan itfaiyeciler mi sorumlu olacak?



BÖYLE GÖKDELENLERİMİZ OLMASIN

İnanın sorular çok ama cevaplar da o kadar basit. Çözüm çok kolay. Fakat sonuç maalesef şarklılık. Her birey üzerine düşeni yapmalı, hem sorusunu sormalı hem cevabını bilmeli.
Burada yüksek binaların yapılmasına karşı olmak gibi bir durum söz konusu dahi edilemez. Yapılan işin doğru ve düşünülerek yapılması gereği ve altından kalkılamayacak hatalardan kaçınmak gerektiğini belirtiyorum.
Yüce Atatürk’ümüzün dediği gibi " Felaket başa gelmeden evvel önleyici ve koruyucu tedbirleri düşünmek lazımdır, geldikten sonra dövünmenin yararı yoktur. "
Şimdi biz bu binalarda yaşayacakların neler yapmaları gerektiğine bir bakalım. Umarın bu tavsiyelere uyarlar. En azından bir kez okurlar.



YÜKSEK BİNALARDA YANGIN ÖNCESİ, YANGIN ANI VE SONRASINDA BİLİNMESİ VE YAPILMASI GEREKENLER.

Öncelikle yüksek bina yangınlarına hazır olunmalıdır.

A .) YANGINDAN ÖNCE

1. Yüksek binalarda da yanıcı maddeler ve tutuşturucular mevcuttur; Yangın her an meydana gelebilir. Yangın çıktığında kimseleri suçlamadan önce neler yapılması gerektiğini biliyor musun?
2. Binanın Kaçış kapıları, yangın çıkışları asla kilitli olmamalıdır.
3. Bu yerler asla eşyalar ile fazla cihaz, malzeme ile geçişi engelleyecek şekilde kapatılmamalı açık ve temiz tutulmalıdır.
4. Kaçış kapıları kapalı olmalı fakat kolay açılabilir olmadır.(Örneğin; panik barlı) Çünkü, duman sürekli ardına kadar açık bırakılan kapılardan kaçış merdivenlerine, koridorlara dolarak ölümlere neden olacaktır.
5. Kaçış kapılarının otomatik tip kapanan olmaları da, yangının yayılımını ve duman zehirlenmelerini önleyecektir.
6. Yüksek binalarda yaşayan aklı eren her birey kaçış ve boşaltma planını bilmek zorundadır.
7. Yangın anında yüksek ısı ve dumanın üst katlara çıkacağından emin olun. Siz kaçış-boşaltma anında asla üst katlara çıkmayın, çıkmak isteyenleri uyarın.
8. Yüksek binalarda yaşayan her birey yangın alarmının sesini bilmeli tanımalı. Bu sesi duyduğunda ne yapacağını öğrenmelidir.(Görme ve duyma özürlüler için özel aksiyon planları yapılmalıdır)
9. Elektriklerin kesileceğini, acil aydınlatmanın o an çalışamayabileceğini unutmadan kaçış yolunuzu bilmeli, gerekli tedbirleri (El feneri vb.) almalısınız.
10. Hareket kabiliyeti kısıtlı, zihinsel engelli, yatalak hasta ve küçük çocuklarınız için özel aksiyon planları yapmalısınız. (Bu planları yapar iken özel güvenliğin, komşunuzun size o an yardımcı olamayabileceğini unutmayın. Ne denli alternatifiniz olursa o denli güvenlikte olursunuz.)
11. Kalabalık, sıkışık olabilecek kaçış yollarını tercih etmeyin. Ya da kaçış yollarında gereksiz sıkışıklık yaratacak işler yapmayın. Eşya vb. kurtarmak gibi.
12. Acil arayacağın yerlerin telefon numaralarını bilmelisin. Günü yada geceyi geçirebileceğin bir yerin olmalı. Belki çıkmış olduğun daireye geri dönemeyebilirsin.
13. Yangın söndürücülerin yerini, nasıl kullanıldığını, emniyet tedbirlerini bilmelisin.
14. Yangın söndürme sistemlerini otomatik yada manüel söndürme sistemlerini (sprinkler = yağmurlama) vb. bilmen çok faydalı olabilir.
15. Yangın söndürücülerin ve sistemlerinin her daim hazır olup olmadıklarını, bakımlarını, dolumlarını yönetim görevlilerine yangın çıkmadan önce de her zaman sor.
16. Yangın için neler yapıldığından haberdar ol. Yılda en az bir kez yangın tatbikatına katıl.
17. Kaçış sırasında asansörleri kesinlikle kullanmayın! (elektrikler kesilip mahsur kalabilirsiniz, asansör boşlukları baca görevi görüp duman ve yüksek ısıya maruz kalabilirsiniz)
18. İtfaiye asansörlerini ASLA kullanmayınız.




İTFAİYE ASANSÖRLERİNİ ASLA KULLANMA.


B.) YANGIN ANINDA

Yangın çıktığında sakin ol.

Yangının çıkabileceğine ve önlemlerin alındığını bildiğine göre:
Sakin ol. Çevrendekileri sakinleştir ve yapman gerektiğini düşün.
Acil durum telefon numarasını ara (başkaları nasıl olsa arar diye bekleme).
En kısa zamanda ve en kısa yoldan toplanma merkezine git.

Dairenin, odanın, büronun kaçış kapısının sıcak olup olmadığını kontrol et.

1. Kapı sıcak ise;



EL İLE ISI KONTROLÜNÜN YAPILMASI




• Bulunduğun yerin kapısını elini yumruk yapıp elinin tersi ile uzun parmağının yükseltisini kapıya tek noktadan dayayarak kapı sıcaklığını ölç.
• Asla elini kapıya yapıştırma. Çok sıcak metal kapılar elinizin yanmasına neden olarak kaçışta elinizi kullanmanızı engeller.
• Eğer kapı sıcak ise asla açma.
• Eğer duman içeri geliyorsa tüm delikleri tıka, oda ya da büronda kal. Mümkün oluyorsa kapıyı tamamen ıslat, bu sana zaman kazandıracaktır.
• Dumanın zehirli, boğucu ve öldürücü olduğunu asla unutma.
• Pencere kenarına git, pencere ve camlarına duman geliyorsa pencereyi ASLA açma.
• El feneri, başka bir ışık ile, ya da bir çarşafı pencereye sıkıştırarak dışarıya işaret ver gerekiyorsa (duman-ısı yok ise) pencereyi aç bağırarak dışarıya işaret - haber ver.
• Dikkat! Camları ASLA kırma. Duman geldiğinde pencereyi kapatmanız gerekecek işte o zaman pencerenin tam kapanmasını sağlayacaktır.
• Sakin olun. Bekleyin. Yüksek binalarda kurtarma için kurtarma zamanının birkaç saat olduğunu asla unutmayın.

2. Kapı sıcak değil ise;

• Kapıyı açmaya hazırlan;
• Kapıyı açar iken kapının arkasına dizini dayayarak kapıyı yavaşça aç. (Yangın nedeniyle kırılan, eriyen camlar fırtınalar estirebilir. Duman hızla size gelebilir. Kapıyı kapatmak zor olabilir.)
• Duman ve ısı yok ise; Kaçacağın yönde kaçış yollarını iyice incele, bu yollarda da dumanın ve alevin olmadığını gör.
• Kaçış yollarında da duman ve alev yoksa kaçış planını uygula.
• Eğer yangın alarmını duyamıyorsan, kaçış yolu üzerindeki en yakın yangın alarm düğmesine bas, başkalarının kurtulmasına yardımcı ol.
• Eğer kaçış yollarından bir kısmında duman ve alev ile karşılaşır isen derhal odana ya da ofisine geldiğin yoldan geri dön.
• Yangın anında bina içinde gereksiz yere ya da meraktan zaman harcama.
• Açtığın tüm kapıları ve pencereleri kapatmaya çalış.

C.) YANGINDAN ( KURTULDUKTAN ) SONRA

3. Dışarıya toplanma merkezine ulaştıysan;

• Dışarıda kal. Sakin ol. Orada kal.
• Asla içeriye girmeye çalışma.
• Çalışanlara kolaylık göster.
• Kurtulduğunu birilerine bildir.
• Her şeyin normal olduğunu, emniyetli olduğunu öğrenmeden, içeriye giriş izini verilmeden bina içine girme.

- Kendi yasadığın yerlere ve bölümlerine duman ve yangın alarmları taktırmayı unutma.
AHMET SERTKAN
ÇOSB. İTFAİYE AMİRİ
YANGIN DANIŞMANI













Devamını okuyun...>>